//
you're reading...
praxis, rapor, urban, utopia

Barınma Hakkı..! “Yerinde ve Yerlisiyle Kentsel İyileştirme”*

environmental_pollution3

BARINMA HAKKI: “Her bireyin, gerek kendisi gerekse ailesi için, yiyecek, giyim, mesken, tıbbi bakım, gerekli sosyal hizmetler dahil olmak üzere sağlığı ve refahını temin edecek uygun bir hayat seviyesine ve işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, ihtiyarlık veya geçim imkânlarından iradesi dışında mahrum bırakacak diğer hallerde güvenliğe hakkı vardır.”
-İNSAN HAKLARI EVRENSEL SÖZLEŞMESİ, MADDE 25

İnsan Hakları Evrensel Sözleşmesi, “Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler”, uyarısıyla başlar. Barınma hakkı ise, sözleşmede altı çizilen “eşitlik” ilkesinin en önemli ve ödünsüz alanlarından bir tanesi olarak 25nci maddede sıralanır; “barınma hakkı”, uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış ve yerel ölçekte de, demokratik- sosyal devletin asal sorumluluk alanı olarak kabul görmüştür. Devlet yurttaşları arasında olası dengesizliği, eşitsizliği ve adaletsizliği giderecek aygıtları kurmak, bu aygıtları işlevsel ve kalıcı kılmak ve “eşit yurttaş” ilkesini gözeterek gerekli siyasaları oluşturmakla yükümlüdür. Bu çerçeveden bakıldığında, “barınma hakkı ve konut” piyasa ekonomisinin tekelci yapılanma ve ilişkilerine indirgenemeyecek ya da bireysel girişimciliğin insafına/ahlâkına bırakılamayacak kadar karmaşık ve yaşamsal bir olguya karşılık gelmektedir — devlet yurttaşlarının konut gereksinimlerini, ön-koşulsuz bir biçimde, kamu yararı gözeterek ve örgütsel yapısı ve eylemliliğini “toplumcu bir siyaset” ile biçimlendirerek karşılamakla yükümlüdür. Barınma hakkı her “özgür yurttaş” için kutsal ve kazanılmış bir haktır..!

Bütün bunlara karşın, yakın dönemlerde denetimsiz bir biçimde ve neredeyse tüm Türkiye’yi esir alan piyasa ekonomisinin koşulları ve devletin yukarıda sözü edilen asal sorumluluklarını mevcut koşullardan yana ısrarla kullanması sonucu, barınma hakkı önemli bir toplumsal sorun haline gelmiştir: Özellikle, kentsel dönüşüm projeleri kentin emekçi kitlelerini yerinden-yurdundan etmekte ve Uluslararası Af Örgütü’nün de belirttiği üzere, “Türkiye taraf olduğu Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesiyle güvence altına alınan barınma hakkı konusunda yetersiz kalmaktadır.” Devlet, yerel yönetimler, ilgili sermaye gruplarınca işlerlik kazandırılan tek taraflı, tekelci ve baskıcı uygulamalar, İnsan Hakları Evrensel Sözleşmesi’nde yer alan eşitlik ilkesini ciddi anlamda zedelemekte ve barınma hakkı fiilen askıya alınmaktadır. Özellikle, yerel yönetimler, gecekondu halklarına gerekli kentsel hizmetlerin sunulması veya kentsel iyileştirme süreçlerinde adaleti gözeten olanak ve koşulların oluşturulması bağlamında isteksiz ve olumsuz bir tutum takınmışlardır — kentsel dönüşüm projelerinin, Türkiye’nin yoksul ve ötekileştirilmiş emekçi kitlelerin yaşadığı bölgelerde yürütülmesi rastlantısal değildir.

İlgili devlet aygıt ve unsurlarının yetersiz kaldığı durumlarda bile, kazanılmış hakların korunması ve güvence altına alınması söz konusu olamamaktadır. Daha da ötesi, kullanım değerini ön-plana taşıyan toplumcu alternatif barınma imkânlarının bilinçli bir şekilde sunulmaması, ya da bu tür uygulamaları geleneksel olarak sürdüren mevcut oluşumların ısrarla yok sayılması, gecekondu yerleşkelerini daha da bir baskı altına almış ve mahalle sakinlerini yoksullaştırmıştır — son dönemlerde uygulanan projeler, gecekondu halklarını mevcut standartların altında barınmaya/yaşamaya zorlarken, geniş kitleleri de evsiz bırakmıştır.

 “Adalet”, “eşitlik” ve “kolektif üretimin” kentsel pratiklerin aracı kılınarak işlerlik kazandırıldığı toplumcu bir tahayyülü ısrarla göreve çağırmakla yükümlüyüz: kapitalist pazarın taleplerinden çok kullanım değerinin iç-işleyiş aygıt ve ilkesel kabullerini ön-plana taşıyan alternatif kentleşme pratikleri, özellikle büyük kentlerimizi bir anlamda esir alan tek-tipleştirici kentsel üretime başat yeni pratikleri işlevsel kılması bağlamında da dikkate değer bir niteliğe sahiptir: Talep ettiğimiz şey gerçekte, sosyalist ütopyanın kendisidir — bu anlamda, mekânsal praksis konusunda araştırma yürütenlerin, canlı/yaşayan bir laboratuarıdır Küçük Armutlu..!

Kentsel dönüşüm projeleri eşitlik ilkesini yok sayan siyasi kararlarla yasalaştırılmıştır; yetkilendirilen yerel yönetimler ise, sermaye grupları aracılığı ile şeffaflıktan uzak, temel hak ve özgürlükleri baskılayan bir biçimde kentlerimizi dönüştürmektedir — dolayısıyla, Uluslararası Af Örgütü’nün de taraf olduğu gibi: “insan haklarına saygı gösteren kentsel iyileştirme projelerinin yürütülmesi daha da bir önem kazanmaktadır; kentsel dönüşüm ve yenileme projelerinin bir sonucu olarak zorla tahliye edilmiş kişilerin sorunlarına etkili çözümler üretilmeli, alternatif kentleşme pratikleri hayata geçirilmelidir.”

Varsıl kentsoylunun mekânsal pratiklerine başat bir hayatı örgütleyerek ayrıcalıklı ve özgün bir kentleşmenin, olabilirliğini sınamakla yükümlüyüz ;  kamusal toprakların hakça bölüşümü ve yönetimini öncelikli gören bir oluşumunu destekleyerek, sınıfsal çatışma ve sonrasında mücadelenin, mekânla örtüşük karmaşıklığını keşfetmek gerekmektedir.

Bütün bu arayış sürecinde, yerel unsurlar kadar meslek örgüt ve platformlarının etkin kılınması ve soruna ortaklaşmasında yarar bulunmaktadır: alternatif kentleşme ve barınma pratikleri teknik bir sorunsalın ötesine taşınmalı ve özellikle gecekondu bölgelerinde süregelen fizikî ve sosyal dokunun kazanımları, planlama ve tasarım süreçlerinin önemli bir girdisi olarak kabul görmelidir. “Küçük Armutlu Bölgesi [ F.S.M.] Mahallesi Yerinde ve Yerlisiyle İyileştirme Fikir Proje Yarışması”, yukarıda sözü edilen çerçevede ve mevcut deneyimleri es geçmeden, alternatif kentleşme pratiklerini sorgulamayı amaç edinmiştir. Varsıl kentsoylunun mesken tuttuğu Maslak ve Etiler semtleri arasına sıkışıp kalmış olan Küçük Armutlu Mahallesi, İstanbul gecekondu bölgeleri arasında ayrıcalıklı ve özgün bir niteliğe sahiptir; 1970’lerin sonunda kamusal toprakların hakça bölüşümü ve yönetimini öncelikli gören bir oluşumun ön-ayak olduğu Küçük Armutlu gecekondu bölgesi, sınıfsal çatışma ve sonrasında mücadelenin, mekânla örtüşük karmaşıklığını başarıyla resmeder.

Küçük Armutlu Mahallesi, “adalet”, “eşitlik” ve “kolektif üretimin” kentsel pratiklerin aracı kılınarak işlerlik kazandırıldığı toplumcu bir tahayyüle karşılık gelmektedir: kapitalist piyasanın taleplerinden çok, kullanım değerinin iç-işleyiş aygıt ve ilkesel kabullerini ön-plana taşıyan bu yerleşke, özellikle büyük kentlerimizi bir anlamda esir alan tek-tipleştirici kentsel üretime başat yeni pratikleri işlevsel kılması bağlamında da dikkate değer bir niteliğe sahiptir. Burada sözü edilen, ilerici [sosyalist] ütopyanın kentsel gerçekliğidir.

Notlar

*İstanbul Küçük Armutlu Bölgesi Yerinde ve Yerlisiyle İyileştirme Ulusal Mimari Fikir Proje Yarışması için kaleme alınan ön-değerlendirme metninden derlenmiştir. Yarışma Şartnamesi için, bkz:

https://gasmekan.files.wordpress.com/2015/07/sartname_armutluyarc4b1sma_guncel.pdf

Web sayfasına erişmek için:

http://www.kucukarmutluyarisma.com/

Yarışma posterine erişmek için:

Poster: Küçük Armutlu Yarışma Çağrısı

Advertisements

About gasmekan

http://archweb.metu.edu.tr/

Discussion

No comments yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

Monthly Taxonomy

Categories

Advertisements
%d bloggers like this: