//
you're reading...
public, resistance, urban, yorum

Kent, Kamusallık ve Şiddet; şiddet ve özgürleştirici karşı-şiddet üzerine kısa notlar.[1]

deleocraix2

[Eugene Delacroix’in 1830 ayaklanmasını anlatan” Liberty” başlıklı resmi, egemene başat karşı-şiddetin içeriğini en yalın anlatan eserlerdendir: Kent mekanı ve özgürleşme ile özdeşleşen barikat karşı-şiddetin iki önemli unsuru olarak gözetilmelidir.]

Habermas’ın öykündüğü “kamusal alan”ın, “kamusal mekân”la kurduğu organik ilişki, salt çağdaş kentsel mekânların arayışı içerisinde olan planlamacı ve mimarlar için değil, özgürleştirici toplumsal örgütlenmelere niyetlenen sosyal bilimciler için de, etkileyici bir ara yüzeydir.[2] Toplumun tüm özgür bireylerinin, etkin katılımını öngören ve bireyi, homo politicus olmaya çağıran demokratik kamusal alan, mahrem, yasak ve günah olandan uzaklaşmaya çalışan, çağdaş, kentsel-kamusal mekâna gereksinim duyar; ancak, ne kamusal alan ne de kamusal mekân diğerine görece üstünlük gösterir. Burada, çapraşık ancak tamamlayıcı bir “ikili-ilişkiden” bahsetmek daha doğru olacaktır. Yinelemek gerekirse, bireyin, kendi kaderini belirleme isteğiyle, politik süreçlere ortak mekânda katılımı, kamusal alanla kamusal mekânın çakıştığı ara yüzeyi oluşturacaktır. Ara yüzeydeki etken alan ise “politika”dır. Politika, söylemsel bir becerinin ötesinde, algısal, eylemsel haritalar çizen ve toplumların ortak mekânlarını planlayan, tasarlayan, yapan ve kullanan, araçların, süreçlerin ve gücün tamamıdır. Kentsel-kamusal mekân, bir diğer tanımlamayla, sosyal aktörlerin, toplumu dönüştürme tasarımlarının eşzamanlı bir parçasıdır ve kamusal alanda resmedilen bütün politik süreçlere, yaptırımlara ve çerçevelere gereksinim duyar. Bu anlamda, kent tarihinin, Habermas’ın da anlattığı gibi, “kamusal alanın yapısal dönüşümü” tarihi olarak yorumlanabilmesi olasıdır; ancak, bütün bunlar, dönüşümün sancısız olduğu ve doğrusal bir iz bıraktığı anlamına gelmemelidir. Tam tersine, kentsel mekân, kamusal alanın dönüşümüyle birlikte, biçimi farklılıklar gösteren şiddete maruz bırakılacak mekân, yakılıp, yıkılmayla, yeniden tasarlanma ve yapılanmayla baş-başa kalacaktır. Son yüzyılda değişime uğratılan kamusal alanın politik içeriği ve dönüşüme zorlanan kentsel mekânın niteliği, yirminci yüzyılın politik çatışmalarını aktarması açısından önemlidir. Virilio, örneğin, burjuva devrimini deneyleyen Paris kenti ortak alanlarının (sokak, bulvar ve meydanlarının), böylesi bir politik sürecin temsil edildiği “çatışma mekânları” olduğunu savlar.[3] Ona göre, Fransız Devrimi ve sonrası yaşananlar, salt “tarihsel bloklar” arasındaki politik çekişmelerin sonucu gibi anlaşılmamalıdır; her dönem, politik tercihinin temsiliyetini, kedince şiddet uygulayarak, kentsel mekâna yansıtmakta, mekânın tanımlanması, dönüştürülmesi ve el değiştirmesini ısrarla talep etmektedir.

Delacroix’nın, bir kentsel sokağı barikatlarla kapatan direnişçi kitleyi resmedişi, belki de, Virilio’nun, çatışma ve şiddet sonrası el değiştiren sokak imgesiyle çakışan bir gerçekliği sunmaktadır. Barikat, kentsel mekânın yeniden biçim kazanmasını, üzerindeki direnişçiler ise, kamusal bir mekânda, ortak bir ülkü uğruna “şiddet” uygulayan sosyal aktörleri anlatmaktadır. Şiddet, sözel ve/veya cismi bir karşı-koyuştur ve salt olumsuz bir eylem biçimi olarak da algılanmamalıdır. Fransız Devrimi’nin çağrıştırdığı şiddet ve onun mekânsal uyarısı da, olumlayıcı bir kamusal alan dönüşümüyle birlikte anılmayı beklemektedir. Arendt’in tanımlamaya çalıştığı kamusal alan, bu tür bir algısal oyunu bize anlatmaya çalışır: Ona göre, gerçek kamusal alan, ev, aile ve dinsel mahremin uyguladığı şiddete karşı, farklı bir karşı koyuşu (şiddeti) gerektirir. Arendt, bütün sosyal aktörlerin özgürce, kurumsallaşmış şiddetten uzaklaşabileceği ve sonuçta, herkesin eşit olduğu politik bir ortamı, kentsel ölçekte tanımlamaya çalışır.[4] Mahrem olan, yani bireyi atomize ederek özel hücrelere kapatan kurumsal şiddet, öte yandan, ortak kentsel alanların gücü karşısında erimek zorundadır. Kentsel-kamusal mekân, tekilliği değil, çoğulculuğu çağrıştırarak, grupları, sınıfları ve toplumları eylem alanına davet eder; bu, farklı anlamda, başkaldırıcı ve özgürleştirici bir sürecin (şiddetin) başlaması demektir. Delacroix’in “liberti”sindeki barikatlar ve üzerinde yığınlaşan kitle, bize, Arendt’in davet ettiği, mahremden uzak ve bireyin eşit olduğu politik ortamı çok daha iyi açıklar. Bu eserde, üst üste yığılmış cesetler üzerinde, arkalarındaki kitleyi göreve çağıran iki önemli figürden özellikle bahsetmek gerekir: Fransız özgürlük ve direnişini imleyen kadın ve hemen yanı başında, silahlı genç. Başkaldırı ve direniş, mekânsal kullanımı bir gereklilik olarak ortaya koymakta, ancak bununla birlikte, cinsiyet ve bedeni olgunluk benzeri, burjuva kültürü kategorileri de, dönüşüme zorlamaktadır. Direnişin, yarı çıplak bir figürün üzerinde yoğunlaşması, sıradan bir öykünün ötesinde, özgür kamusal alana katılımı arzulayan “kadının”, kentsel-kamusal mekâna dönüşünü anlatmaktadır. Eşit sosyal aktörlerin ortak direnişi ve bu direnişin şiddetidir, aslında Delacroix’in dikkat çekmek istediği.

Sennett’e göre, mahrem ve kamusal arasındaki gerilim, Aydınlanma sonrası, özgürleştirici gücünü kaybederek, kamusal insanın çöküşüne yol açmıştır. Gerçekte, kamusal alanı “cemaate” indirgeyen endüstriyel kapitalizm, özgür politik ara yüzü ortadan kaldırmakta, bu yöntemle de olası başkaldırış, direniş ve karşı-şiddeti engellemektedir: Kendi ideolojik başvuru sistemiyle, parçalanmış, öznel ilişki biçimleri kuran cemaatler, kapitalist üretim ilişkilerinin sürdürülebilirliği açısından, önemli sosyal birlikteliklerdir.[5] Öte yandan, kamusal mekân, devrimci niteliklerini yitirmekte, kentsel mekân, “özgürleştirici politik alan” olabilme fırsatlarından görece uzaklaşmaktadır. Sennett’in tanımıyla, bugün karşılaştığımız kentsel ortak alanlar, ya cemaatlerin ya da kapitalizmin gereksinim duyduğu, “Dünya Ticaret Merkezi” benzeri yansız/tarafsız (neutral) mekânlardır. Ancak, burada hatırlanması gereken şey, cemaatin ve/veya kapitalizmin kentsel mekânının da, yeni bir tür “şiddet” içerdiğidir. Yeni kurumsal şiddet, özgür bireyin politik süreçlere katılımını sınırlayan ideolojik bir kamusallık ve sistemin geçerliliğini kutsayan, parçacı bir ortak alan olarak karşımızdadır: kamusal alanın tanımı tekrar değişmekte, kentsel mekân ise, bu tanıma denk bir başkalaşıma zorlanmaktadır. Yeni kamusallık, mekânıyla birlikte, estetize edilmiş kültürel söylemi ve imgeleriyle, çatışma alanı içerisindeki yerini almıştır. Bu, belki de Delacroix’in estetize ettiği devrimci direnişin kamusallığı ve onun barikatlarla anlatılmış mekânsal şiddetine başat yeni bir estetiktir. Sonuç ne olursa olsun, çatışma, kamusallığın tanımı üzerine yoğunlaşacaktır: Mekânın politik çatışmaların araçlarına dönüşebileceği gerçeği ise, bizi, direnişe izin verecek sivil kamusal alanlara ve kentsel mekânlara doğru itmelidir.

Notlar

[1] Bu metin, “Bilim Adamlarından Savaşa Karşı Yazılar” başlıklı kitapta yayımlanan makaleden derlenmiştir: Güven Arif Sargın, “Kamusallık ve Şiddet”, Bilim Adamlarından Savaşa Karşı Yazılar, Der. Aydın Çubukçu, Evrensel Yayın: İstanbul, 2003.

[2] Jurgen Habermas, The Structural Transformation of Public Sphere; An Inquiry into A Category of Bourgeois Society, The MIT Press; Massachusetts, 1991.

[3] Paul Virilio, Speed and Politics; An Essay on Dromology, Semiotextet: London and New York, 1986. Bu minvalde okunası bir başka eser: Paul Virilio, Open Sky, Verso: London and New York, 2008.

[4] Bu konuda yazılmış klasik bir esere dikkat çekmek isterim: Hannah Arendt, The Human Condition, University of Chicago Press: Chicago, 1958. Şiddet ve siyaset üzerine ise: Hannah Arendt, On Violance, Harcourt Brace Javanovich: New York and California, 1970.

[5] Richard Sennett, The Fall of Public Man, W. W. Norton & Company: New York, 1992.

Advertisements

About gasmekan

http://archweb.metu.edu.tr/

Discussion

No comments yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s

Monthly Taxonomy

Categories

Advertisements
%d bloggers like this: