//
you're reading...
cr/theory, deneme, praxis, utopia

Toplumbilim Açısından Mimari Praksis: Mimarlığın Öteki Ayraçları Üzerine Düşünceler

[Görsel Kaynak "Afişe Çıkmak" / Yılmaz Aysan]

[Görsel Kaynak “Afişe Çıkmak” / Yılmaz Aysan]

Mimarlığın toplumbilimle kurduğu ilişki, tasarlama ve/veya yapma erkinde yeni bir açılımı imlemez; tam tersine, son bir yüzyıldır sıklığı gittikçe artan, karmaşık bir birlikteliktir söz konusu olan. Üstelik bu birlikteliğin, tanımsız, kaypak niteliği, mimarlığın tözü, bir diğer deyişle özerkliği üzerine de, sayısı kestirelemeyen tartışmaları beraberinde getirir. Bütün bu karmaşık, çetrefilli mecrada söz konusu olan soru, “mimarlığın özerk (otonom) bir disiplin” olup olmadığı üzerinedir. Modernitenin atomist tavrı ve kapitalist örgütlenmenin aşırı uzmanlaşmayı, dolayısıyla sonuçta bireyselleşmeyi istemleyen siyasası, mimarlığın tasarlama erkini de tekil bir düzleme indirgemiş olabilir.[1] Bu tür bir düzlemde gereken, hiç şüphesiz, tasarımın içsel bilgi-kuramlarıyla donanması olmalıdır. Ancak, “özerk mimarlığın” izlerini, bu tür bir ayrışma içerisinde bile kesin izleriyle bulabilmek, çok da olası gibi görünmemektedir. Son yüzyıl tam tersine, mimarlığın, bağımsızlığını duyuran toplumbilime karşı kayıtsız kalamadığına, birbirleriyle ardışık ilişkileri iteleyen bir tür praksisi örgütlediğine tanıklık eder. Praksis, salt yapma ve yapma süreçlerine indirgenemeyecek nitelikleri içselleştirmiştir, dolayısıyla düz anlamıyla eylemden (pratik) kolayca başkalaşır. Öte yandan praksis, soyut açıklayıcı bir düzleme sıkıştırılamaması, gerçek ve cismani olabilmesi nedeniyle de, bildik kuramdan farklı bir tanımı içerir. Kısacası, hem kuram hem de eylemin üzerinde bütüncül bir açılımı içermesi, praksisi özellikli kılar. Ne de olsa burada söz konusu olan, bilgi ve becerinin, kapsamlı bakma biçimleri – meta-kuramlar, meta-diller – aracılığıyla kullanılması ve uygulanabilmesidir; daha da ötesi, burada kullanılıp uygulanmaya yeltenilen “şey”, amaçlı bir tasarının sonucudur. Marks’a göre de praksis, yaratıcı bir eylemselliği ve süreci kapsar ve sosyal aktörlerin ürettikleriyle, toplumsal etkileşimlerinin bütününü anlatır. Burada düşünce, akılcı bireyin özünü oluşturur ve eylemselliğin amaç edinimindeki en etken unsurdur.[2] Bütün bu açıklamalarda, dikkatimizi sözü geçen bazı tanımlamalara yoğunlaştırmak doğru olabilir. Birincisi, praksis amaçlı bir eylemselliktir, bir başka deyişle uzun-erimli ereklerin tasarlanmasına ilişkin bir beklentinin, eylemin içine yerleştirilmesi gerekir. İkincisi, sıradanlığın aksine praksis, yaratıcı bir eylemselliği istemler ve sosyal aktörlerin etken katılımını bir gereklilik olarak ortaya koyar. Üçüncüsü, bütün bu süreçlerin asal unsuru düşüncenin ve düşünebilme yetisinin kendisidir. Dolayısıyla düşünceden, sorgulamaya yatkın soyut bir düzlemden, yapmaya-maddeleşmeye kadar uzanan, etken, amaçlı ve yaratıcı bir oluşumdan bahsetmek gerekir. Yukarıdaki savımıza – mimarlık ve toplumbilim etkileşimiyle örgütlenen praksis – geri dönersek, mimarlığın özerk yapısından başkalaşmış bir praksisin nasıl oluştuğu sorusunun, burada öncelik kazandığını görürüz. Gerçekte mimarlık-toplumbilim ilişkiselliği, mimarlığın temel bilimler ve doğa bilimleriyle kurduğu ilişki biçimlerine benzer; ancak, mimarlık bu kez toplumsal bir bağlama göndermeyle yeniden sorgu altına alınmaktadır. Burada, tasarımcının öznel dünyasına indirgenen bilgi-kuramlarından görece sıyrılmaya kotaran, bir tür bakma biçiminin örgütlenmeye başladığı söylenebilir: tasarımcı, aşkıncı yaratıcı olandan (creator) üretici olana (producer), tekil ve öznel olandan (indiviual, subjective) etkileşime açık sosyal aktöre (social agent) dönüşmekte, mimari nesne ise, sanat eserinden (art object) üretimin “nihai” ürününe (the work of art) taşınmaktadır. Kısaca, hem tasarımcının hem de mimari nesnenin anlaşılabilirliğini, bir başka mecrada yeniden kurmaya çalışan bir praksis söz konusudur. Yukarıda betimlediğimiz türden bir praksis içerisinde, önce homo economicus’a, daha sonra da homo politicus’a evrimleşmeyi öngören bir meta-kuramın varlığı yadsınamaz: homo economicus, bütün bu düşünsel çabanın alt-yapısını anlayabilmek adına önemli olabilir; öte yandan gelinen son nokta ise, bir diğer deyişle homo politicus, tasarımcının sosyal niteliğini dışa vuran bir söylemi beraberinde sürükler ve toplumsal ilişkiler içerisinde, tasarımcının, ürünün ve ürünü tüketecek kitlenin nasıl etkin olduğunun (kılındığının) izlerini sürmeye başlar. Denilebilir ki, ancak bu tür bir dizin içerisinde, ondokuzuncu yüzyıldan bu yana süregelen toplumsal ütopyaların ne türden mekansallaştığı ve mimarlığın bu oluşumda nerede durduğu sorusu, anlamlı olabilir. Eninde sonunda, yirminci yüzyılın ikinci çeyreğine kadar uzanan mimari arayışlar (ütopyalar, öncü/avant-garde öneriler), homo politicus’u göreve çağıran praksisin bir tür üretimi olarak değerlendirilebilir. Mimarlık ve toplumbilim arasındaki ilişkinin, o zamandan bu yana eğilip büküldüğü ve başka kalıplara itelendiği de bir gerçektir. Örneğin büyük savaş sonrası karşımıza çıkan praksis, mutlak olaylar ve olgular üzerinden hareket ederek, sebep-sonuç ilişkilerindeki olası bütün kurgusal söylemleri (speculation) dışlamayı öncelikli bir görev addetmiştir. Öte yandan, davranışsal soyutlamalar ve betimlemeler üzerinden mimari üretim süreçlerinin tasarımı, neredeyse son 25 yılın vaz geçemediği bir mimarlık yapma ve araştırma paradigmasına dönüşmüştür. Bütün bunlara karşın, mimarlık-toplumbilim ilişkiselliğinde ödün verilemeyen ana unsur, bireyin “toplumsal mutabakatlar” (düzen, disiplin, düzenek) aracılığı ve/veya bağlayıcılığı altında nasıl düşündüğü ve eyleme yeltendiği olmuştur. Ortak sorunsaldan hareketle, günümüz mimarlık-toplumbilim ilişkiselliğinin de benzer bir praksisi örgütlediği savlanabilir: burada geçerli olan öncül soru, sosyal aktör tanımlamalarına denk düşen, tasarımcı, kullanıcı, üretici, karar verici, sermayedar, siyasal topluluk, kurumsal yapı, devlet, vb. farklı kimlik formlarının niteliksel oluşumu, dönüşümü ve temsiliyetidir. Daha da ötesi, sosyal aktörler arasındaki, gizil veya değil, iktidara paydaş olabilmek adına yürütülen ilişkisellik, gücün üretimi-devinimi amacıyla etkin kılınan algısal harita ve ideolojik tercihler, hem kuramsallaşmayı hem de eylemselleşmeyi istemlemektedir. Sonuçta gelinen nokta, homo politicus’un başka mecralarda da olsa, yeniden sınanmasından öte bir şey değildir; alışılmadık siyasaların oluşumuna, toplumsal düzeneklerin değişimine, altyapının evrilmesine karşın, ilişkiselliğin ana eksenini işgal eden homo politicus anlaşılmayı ve betimlenmeyi ısrarla beklemektedir. Üstelik düşünsel anlamda, mimarlık-toplumbilim ilişkiselliğine yeni görevler biçmek de olası gibi görünmektedir. Bununla birlikte, öngörülen ilişkiselliğin uzun erimli bir süreçte nereye devineceği sorusu meşru olmakla birlikte, sonuçları şimdiden muştulamak çok da gerçekci durmamaktadır; ancak belleklerde yer edinmesi gereken şeyin, ‘mimarlık-toplumbilim praksisinin sürekli evrilen yapısı’ olduğudur. Bu tür bir praksis, bize göre, salt mimarlığın anlaşılabilirliğinin önemli bir aracı değil, mimarlık yapmanın kendisidir. Yukarıda özetlediğimiz biçimiyle, mimarlık-toplumbilim praksisinin temel iki ödevi, “ne olduğunu anlamaya yönelik uğraşısı” ile “nasıl olması gerektiğine ilişkin muştulayıcı öngörüleri” iki başlı bir yapılanmayı örgütleyecektir. Mimarlığın bağlamsal niteliklerinin çözümü, tek bir disipline indirgenemeyecek kadar sıkıntılıdır ve mimarlığın özellikle, sosyal aktör-yapı arasındaki gerilimi sınayan disiplinlere, alanlara ve alt-alanlara olan bağlılığı gittikçe artan bir gereksinim olarak karşımıza çıkacaktır. Dolayısıyla önümüzdeki onlu yıllarda, mimarlığın etkin olduğu bağlamların çözümünün, özellikle toplumbilim aracılığıyla elde edileceği savlanabilir – bunun, akademik bir saltanatın sürekliliği adına duyulan bir özlem olmadığı da açıktır. Çetrefilleşen bir iktisadi düzenek ve ona bağıl sosyal gerilimler, mimarlık-bağlam sorun alanının, eleştirel bir düzlemde anlaşılır kılınmasını arsız bir şekilde istemleyecektir. Bütün bu uğraşıya karşın, özlem duyulan praksisin görevini bu noktada tamamladığı savlanamaz; çünkü burada asıl sorulması gereken soru, “mimarlığın nasıl olması gerektiği” üzerinedir. Bir tür ‘kahinliği’ de göreve çağıran “nasıl” sorusu, gelecek 50 yılda sayısız öneri ve kahini meşru kılabilir; öte yandan, yüzyıl öncesine göndermeyle betimlemeye çalıştığımız kimi ütopyaların, bu tür öneri ve bu önerilerle özdeşleşmiş kahinlerin yengisi olduğu da bilinmelidir. Üstelik egemene karşı durmayı bayrak edinen bu ütopyaların, kentleri ve mimarlığı başka mecralara iteleyen toplumsal bir bağlamı içerdikleri belleklerimizdedir. Dolayısıyla, mimarlık-toplumbilim ilşkiselliğini çağrıştıran praksislerin, toplumsal kimlikleri yeniden ön plana itelemesi beklenebilir. Buradaki en önemli sorun, toplumsal olduğunu muştuladığımız öngörülerin ‘özgürleştirici’ olup olmadığıdır. Egemen düzeneğin evrildiği günümüzden, önümüzdeki 50 yıl içerisinde biçimsel başkalaşımlar dışında köktenci bir dönüşümün olup olamayacağı, belki de, özgürleştirici ütopyaların niteliksel gücüne ve ona takılı özgür sosyal aktörlerin “irade”sine bağlı bir seyir izleyecektir. Kısacası, özgürlüğü çağrıştıracak homo politicus(lar) olasımıdır? Bize göre, mimarlık-toplumbilim ilişkiselliğinden doğan praksisler, özlem duyduğumuz homo politicus’u göreve çağıracak devinimlere sahip olabilir ve salt bu nedenle, denenmeye değer bir açılım içermektedir.

Notlar

[1] Habermas, J. 1983, “Modernity – An Incomplete Project”, The Anti – Aesthetic: Essays on Postmodern Culture, Ed. Hal Foster, Washington: Bay Press.

[2] Marx, K. 1964, The Economic and Philosophical Manuscripts of 1884. New York: International Publishers.

Advertisements

About gasmekan

http://archweb.metu.edu.tr/

Discussion

No comments yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

Monthly Taxonomy

Categories

Advertisements
%d bloggers like this: